24 Ağustos, 2019

Vakit geçirmeksizin Türkiye Büyük Millet Meclisi olağanüstü toplanmalıdır.

Türkiye çok ciddi bir tehditle karşı karşıyadır. İdlib’den olası bir göç, ülkemizin istikbal meselesi hâline gelecektir. Suriye’deki IŞİD’cilerin son kalesi konumundaki İdlib’den yaşanacak bir göç Türkiye’de terör olaylarını tırmandıracaktır. Dillerinden beka söylemini eksik etmeyenler, gerçeklerle uyuşmayan politikalarından bir an önce vazgeçmelidirler. Vakit geçirmeksizin Türkiye Büyük Millet Meclisi olağanüstü toplanmalı ve AKP dış politikalarını tüm boyutlarıyla ele almalıdır.

Anımsayacaksınız, Tayyip Erdoğan ve o dönemki akıl hocası Ahmet Davutoğlu’nun telkiniyle bizi sürükledikleri Suriye macerasına, o günlerde açmaza düşeceğimiz öngörüsüyle karşı çıkmıştık. Üzülerek görüyorum ki, tarih bizi haklı çıkartmıştır. Komşularla sıfır sorun sözüyle yola çıkıp, geriye sıfır komşu bırakanların bugün içinde olduğumuz bu zorlu hâlin icabını yerine getirecek akıldan da, ferasetten de, ehliyetten de yoksun olduklarına şüphe yoktur.

İdlib’deki çatışmaların sertleşmesinin doğuracağı yeni göç dalgasıyla ilgili çok endişeliyiz. Bu defa göçle gelecek olanlar doğrudan teröristler olacaktır. Zaten var olanların sayıları İrlanda Cumhuriyeti’nin nüfusundan büyüktür. Bu nüfusa ev sahipliği yapmanın 40 milyar doları aşan bedeli de büyük ölçüde milletimizin kasasından ödenmiştir. Böyle bir siyasetin akılla, izanla izahı mümkün değildir. 5 yılı aşkındır sığınmacı meselesinde ortaya bir çözüm vizyonu dahi koyamamış olan Erdoğan iktidarı, korkarız ki İdlib’den doğması olası göç dalgasına mâni olamayacaktır. AKP’nin Rusya ve Amerika arasına sıkışmış dış politikasının bedeli yine halkımıza fatura edilecektir. Bu faturanın öncekilerden daha ağır olacağı aşikârdır. Çünkü, söz konusu olan sıradan bir göç dalgası değildir. Suriye’deki IŞİD’cilerin son kalesi konumundaki İdlib’den yaşanacak bir göç Türkiye’de terör olaylarını ciddi ölçüde tırmandıracaktır.

İYİ Parti olarak, Fırat’ın doğusundan başlayan bir PKK koridorunun, Hatay’dan denize açılmasından endişe duyuyoruz. Suriye’nin kuzeyinde hem AKP iktidarının iş bilmez politikaları, hem de kimi Batılı müttefiklerimizin haklı kaygılarımızı ve meşru taleplerimizi hiçe sayarak giriştiği ittifak ilişkileri sayesinde müstakil bir terör devleti kurulacak noktaya geldi. Bu süreçte daha yakın ilişkilere girdiğimiz Rusya da şimdi sadece Kuzey Suriye’de değil Doğu Akdeniz’de ve başka mecralarda menfaatlerimize çelişik eylemleriyle karşımıza çıkıyor.

Türkiye, her daim ateş çemberi gibi bir coğrafyadadır. Böylesi bir coğrafyada barış, huzur ve refahımızı koruyabilmek ancak akılcı ve sağduyulu politikalarla mümkündür. Devlet işinde sadakati ehliyetten öne koyanlar, siyasi hayallerini ve şahsi heveslerini millî menfaatlerimizin üzerinde görenler tabii ki bu iradeyi koymaktan uzaktır. Ülkemizin yıllardır bir krizden diğerine savrulması da bundandır. Büyük devletler menfaatlerini başkalarının inayeti ve ihsanıyla değil, bileklerinin hakkıyla korurlar. Bu da ancak güçlü bir ordu, iyi bir ekonomi, itibar ve ehliyet sahibi liderler, huzur ve refah içinde yaşayan yurttaşlarla mümkündür. 

Türkiye, iyi yönetilmemektedir. Türkiye, iyi niyetle yönetilmemektedir. 

Biz bunu değiştireceğiz; buna talibiz. 

Türkiye’yi iyi edecek akla, sağduyuya, vizyona sahibiz. Ülkemize ve milletimize hak ettiği iyi geleceği kurmak için çalışıyoruz. 

Milletimize sözümüz şudur ki, bunun için çalışmaya dur durak bilmeden devam edeceğiz. 

Aytun Çıray
Millî Güvenlik Politikaları Başkanı
İzmir Milletvekili