7 Eylül, 2019

Liyakatle yönetilen ülkede, bir anne evladının geleceğini, partiden mi, devletten mi talep eder?

Aziz Milletim;

Evlatları terör örgütü tarafından kaçırılan annelerimiz, Diyarbakır’daki bir parti binası önünde gözyaşı ve hasretle nöbet tutuyor…

Ağlayan sadece o annelerimiz değil, bütün milletimizdir.

Bu acıyla feryat eden, 82 milyondur.

Bu gerçeğin ışığında, bir anne olmanın yanında, Türkiye Cumhuriyeti’nde İçişleri Bakanlığı yapmış bir siyasetçi olarak uyarıyorum.

O annelerin feryadının çözüm adresi, bir partinin kapısı değil, devletin kapısıdır.

Eğer bu ülkenin anneleri, devletin çözüm bulması gereken bir acıya, bir parti kapısında derman aramak durumunda kalıyorsa; iktidar da, borazan medyası da düşünmek ve şu soruya cevap vermek zorundadır;

“Liyakatle yönetilen bir ülkede, bir anne, evladının geleceğini, bir partiden mi, yoksa devletten mi talep eder?”

Dikkat buyurun;

Anneler, “Evlatlarımızı kurtarın.” değil, “Evlatlarımızı geri verin.” diyor.

Devletin görevi, bu çaresizlikten propaganda üretmek değil, hukuken gereğini yapmak ve anneleri evlatlarına kavuşturmaktır.  

Evlatlarımızı korumak ve kollamakla görevli bir devlet varken, vatandaşı bir siyasi partiden talepte bulunmak zorunda bırakmak ciddiyetsizliktir, yönetim zafiyetidir.

O annelerin vicdanı üzerinden kurgu yapanları uyarıyorum.

Annelerimiz, devletin kapısı yerine, parti kapısına gittikçe, o partiye “Devlet” misyonu biçiyorsunuz. 

Türkiye böylesine sahipsiz, insanımız böylesine çaresiz duruma düşürülemez.

Devlet kapısından beklenmesi gerekenler, bir parti kapısında çaresizlik feryadına dönüşemez.

Devlet etmek;

Devletin de, ülkenin de geleceği olan evlatlarımızı koruyup, kollayabilmektir.

Devlet etmek;

Tek bir vatandaşının ayağına taş değirmeme görevidir.

Devlet etmek;

Terör mağduru vatandaşını, terörle iş birliği yaptığını bizzat ilan ettiğin bir partinin kapısına mecbur etmemektir.

Ama, devlet etmek için önce millete kulak vermek gerekir.

Çocukları ve torunları yabancı ülke vatandaşı olanlar milletinin hâlinden nasıl anlasın?

Türkiye’nin mal varlığını yandaş firmalara aktarıp, damadını, bacanağını servet ve makam sahibi yapma peşinde olanlar, evladının peşine düşen annelerimizin acısını nasıl paylaşsın?

Seçim kazanma uğruna vatandaşına her türlü hakareti etmekten utanmayanlar, o annelerin derdiyle nasıl dertlensin?

Milletimizce devleti yönetmekle görevlendirilmiş iktidar, İstanbul’da, Ankara’da seçim yenilgisinin intikamı peşinde koşmak, muhalif avına çıkmak yerine; insanımıza ve milletimize bu acıları yaşatanların peşine düşmek durumundadır.

Devlet ciddiyeti bunu gerektirir.

Annelerin acısı üzerinden değer inşa etmeye çalışanlara sesleniyorum.

O anneleri o kapılara mahkûm etmeyi iyi bir şey gibi sunarsanız, terör örgütü yandaşlarına paye verirsiniz. 

Devr-i iktidarınızda Devletimizin ne özgül ağırlığı kaldı, ne de dünya kamuoyu önünde itibarınız…

Türkiye’yi bu çaresizliğe teslim edenlere sesleniyorum.

Artık bırakıp gidin!

Milletimize de, devletimize de daha fazla zarar vermeyin.

Meral Akşener
İYİ Parti Genel Başkanı