17 Ekim, 2019

Donald Trump’tan gelen 9 Ekim tarihli mektup, Türk dış politika tarihinin en ciddi kırılmalarından biridir.

Aziz milletimiz,

İYİ Parti olarak, Barış Pınarı Harekâtı'na, gerek millî güvenliğimiz çerçevesinde, gerekse de askerî boyutlarda, tam ve koşulsuz destek verdiğimizi birçok kez ifade ve ilan ettik.

Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki oturumda, partimiz sözcülerinin de ifade ettiği gibi, "Evet" oyu verdiğimiz tezkereyi, Türk Ordusu'na emanet ettiğimizi belirttik.

Bu hassasiyet, iktidarın, dış politika ve benzeri operasyonlardaki sorunlu sicilinden kaynaklanıyordu.

Nitekim, "Dünya'nın büyük bölümünün karşımıza dikildiği" operasyonla ilgili olarak, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Trump'ın, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yazdığı mektup ve ardından yaşananlar, emanetin adresi konusundaki hassasiyetimizde ne kadar haklı olduğumuzu gösterdi.

Donald Trump'ın 9 Ekim tarihli mektubu, Türk dış politika tarihinin en ciddi kırılmalarından biridir.

Bu mektupla ilgili, Savunma Bakanı Hulusi Akar'ın patimize yapmış olduğu bilgilendirme ziyaretinde, ya da Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun TBMM'yi bilgilendirdiği oturumda bilgi verilmedi. 

Harekâtın diplomatik boyutuyla ilgili böylesine önemli bir bilginin muhalefet partilerinden, milletvekillerinden, dolayısıyla bizzat milletimizden saklanmış olmasının; yaşanan ve yaşanması da gereken mahcubiyetten kaynaklandığını düşünüyoruz.

Evet;

Bu mektubun muhatapları mahcup olmalıdır.

Johnson mektubunun ve Obama'nın beyzbol sopalı fotoğrafının da ötesinde bir nezaketsizlik örneği olan bu mektubu yazanlara hatırlatmak isteriz ki;

Türkiye Cumhuriyeti, Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan'dan ibaret değildir.

Bu mektubun yazıldığı makamda kimin oturduğundan çok, o makamın kime ait olduğu önemlidir.

Bu yanıyla, Türkiye'nin Cumhurbaşkanlığı makamının asıl ve gerçek sahibi, Türk Milleti'dir.

Bu nedenle, bu seviyesiz mektubu kaleme alanlar, Türk Milleti'ni incitmiştir.

Başta Sayın Erdoğan olmak üzere, iktidarın tüm unsurlarından;

Cumhurbaşkanlığı nezdinde, Türk Milleti'nin gururunu çiğneyen bu mektuba açık ve en üst perdeden karşılık vermelerini bekliyoruz.

Özellikle vurgulamak isteriz ki;

İYİ Parti, iktidar olmaya aday bir partidir. 

Görüyoruz ki; milletimiz bu sorumluluğu bize verdiğinde, bugünkü iktidardan, yalnızca ekonomide değil, aynı zamanda dış politikada da bir enkaz devralacağız.

Ancak milletimiz müsterih olsun; 

Türk devletinin bu enkazları kaldıracak birikimi ve gücü vardır.

Gerekli olan, bu birikim ve gücün arkasına millî bilinç ve iradeyi koyabilmektir.

İYİ Parti'de bu bilinç ve irade ziyadesiyle vardır.

İYİ Parti