HAKSIZLIĞA, HUKUKSUZLUĞA, ADALETSİZLİĞE, GAFLETE VE İHANETE KARŞI BAYRAK AÇIYORUM DÜŞÜN PEŞİME!

Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, 27 Haziran Tandoğan Mitingi konuşmasını dikkatinize sunarız.

Edirne’den Kars’a,

Efelerin diyarı İzmir’den, Nene Hatun’un Erzurum’una,

Karadeniz’in yeşilinden İç Anadolu’nun bozkırlarına,

Diyarbakır’ın surlarından, Çanakkale’nin destanlarına,

Sivas’ın yiğitlerinden, yiğidin harman olduğu

Bu mübarek toprakların her bir karışına,

Kuvva’nın kenti Balıkesir’den, Şahin beyin Gazi Antep’ine,

Yeryüzünde,

Güneşin doğduğu yerden,

Battığı yere kadar,

Yüreği memleket sevdasıyla çarpan,

Her biri al bayrak olan tüm kardeşlerime,

Trakya’dan Anadolu’ya,

Büyük Türkiye Cumhuriyeti’nin cefakâr, vefakâr evlatlarına,

Altaylar’dan Tuna’ya

Başkentimizden, Tandoğan Meydanı’ndan,

Selam olsun, selam olsun, selam olsun!

81 vilayeti tek tek saymak isterdim.

Ama görüyorum ki hiç gerek yok.

Yoklama yapacak da değilim.

Türkiye bayrak olmuş, bu meydandadır.

Yurdun her bir köşesinden, pak vicdanlı, açık alınlı vatan evlatları bu meydandadır.

Sevdası Türkiye, kaygısı, büyük Türk milletinin ve Türkiye Cumhuriyetinin geleceği olan karasevdalılar bu meydandadır.

Velhasıl Türkiye azmiyle, cehdiyle, ruhuyla bu meydandadır.

TÜRKİYE’M,

AZİZ VE BÜYÜK MİLLETİM,

HOŞ GELDİN! ŞEREF VERDİN!

Hepinizi en içten duygularımla, sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.

—//—

Bugün burada sadece sağcısı solcusu,

Seküleri dindarı, yok.

Genci yaşlısı, yok!

Bugün burada sevdası bir, derdi bir,

Bayrağı bir, aziz bir millet var!

Bugün burada parti yok, hizip yok, şahsi hesaplar yok.

Bugün burada,

Tandoğan Meydanı’nda sadece ve sadece TÜRKİYE var!

Aklında ve kalbinde vatanından başka derdi olmayan Türk Evlatları var!

Bakın etrafınıza göreceksiniz.

Ne azız, ne kimsesiz.

Ne çaresiziz, ne umutsuz.
Bu vatanı Sakarya’nın ovalarında,

Anadolu’nun bozkırlarında,

Torosların yamaçlarında kurtaranlar, biziz…

Biziz o sönmeyen, tüten son ocaklar.

Biz,

Hep Birlikte Büyük TÜRK MİLLETİ’YİZ!

—//—

Haydi artık kaldırın bayrakları!

Şu meydana bakıyorum da…

Ankara bugün gelincik tarlasına dönmüş.

Nereye baksam al bayrak,

Nereye baksam mangal gibi yürekler görüyorum.

İşte bu muazzam manzara,

“Millet ne ister?” sorusunun en gür cevabıdır.

Millet, bayrağını istiyor!

Millet, Cumhuriyetini istiyor!

Millet,

Hakkını, Hürriyetini istiyor.

Adalet istiyor.

Çiğnenen haysiyetini

Gasp edilen egemenliğini geri istiyor!

—//—

Aziz vatanın aziz evlatları,

Milleti bu ülkede artık gören yok.

Başına gelenleri umursayan yok.

Feryatları duyan yok.

Meselelerimizi çözen yok!

Sanki Türkiye’nin tek derdi,

Siyasetin kendi içindeki hesaplarmış gibi,

Günlerce, haftalarca aynı yapay gündemler,

Aynı ekranlara kazınıyor.

Televizyonlarda, güvenliğimiz değil korkularımız var.

Gazetelerde, haber değil, dedikodular var.

Telefonlarda, siyaset değil, magazin var.

Mahkûm edilen oylar var.

Takım elbise giydirilip, boynuna kravat takılmak istenen teröristler var.

Siyaset, kendi yarattığı krizleri,

Kendi şahsi sorunlarını,

Kendi koltuk dertlerini milletin omuzlarına yüklemiş;

Güveni değil, çaresizliği,

Beklentiyi değil, yılgınlığı,

Birleşmeyi değil, ayrışmayı körüklüyor.

Birbirimize bakmayı,

Birbirimizi görmeyi dahi unutalım istiyorlar.

Trafikte atışıyoruz.

Komşumuzla kavga ediyoruz.

Nerede bizim ortak sevinçlerimiz?

Kardeşliğimiz nerede?

Bizi biz yapan, binlerce yıllık o değerler nerede?

Milli takımımızı izlediğimizde bile bunu görmüyor muyuz?

Ortak bir gururu paylaşmayı nerede ve nasıl unuttuk?

Gol atamamak, puan alamamak değil mesele,

Biz hüzünde ve kederde bile nasıl ayrıştık?

Malumunuz, maalesef dün Kadir İnanır’ı kaybettik.

O, Türkiye için Kadir İnanır’dı. Yeşilçam’ın yüce dağıydı!

Tatar Ramazan’dı, Şoför İlyas’tı, birçok karaktere ruh verdi

Ne mutlu ki, benim için, her zaman Kadir Abi idi.

Fatsalı hemşerim, delikanlı ve solcu bir abimdi.

Ben de onun Türk Milliyetçisi kardeşiydim.

Hayatıma çok önemli katkıları olan biriydi.

Aynı masada tartışıp, aynı masada gülüp ağladığım abimdi.

Dediler ki bana,

“Yarın miting var, Kadir İnanır solcuydu, akil adamlardandı.

Anmayalım, Yanlış anlaşılır.”

Ben Müsavat Dervişoğlu,

50 senelik abime Allahtan rahmet dileyemeyeceksem,

Bunun riyakarlığına batacaksam,

Asıl bu siyaset batsın!

Ben değil,

Allah’ın rahmetini dilemekten, imtina edenler utansın!

Allah ruhunu şad, mekanını cennet eylesin Kadir abi.

Sen hiç merak etme “Biz bu oyunu da bozarız” rahat uyu!

Bir avuç makam ve imkan sahibi dışında,

Kimsenin yüzü gülmüyorken,

Her gün hala nasıl parçalanabiliyoruz?

Her birimiz kaybederken,

Birbirimize niçin omuz veremiyoruz?

Ekranların, haberlerin, internetin arkasındaki

O bambaşka Türkiye’nin gerçek dertleri,

Başı, borçlarla öne eğilmiş babalar,

Evladının yarınından endişeli analar,

İşsizin hayat çilesi,

Çiftçinin hasat derdi,

Esnafın kredi derdi,

Emeklinin, memurun, işçinin maaş derdi,

Her birimizin ortak dertleri değil mi?

25 milyon icra dosyası var, 25 Milyon!

25 yıllık iktidarın sonunda, 25 milyon icra dosyası!

Geleceğimizi ipotek eden,

Nesillerin umutlarını haczeden,

Ama sebep olanların hiçbir bedel ödemediği 25 yıl!

—///—

O sebeple,

Bugün mesele belediyelere,

Partilere, Şirketlere kayyım atanması değildir.

Keşke meselemiz sadece bu olsaydı.

Keşke, herkesin kendi kaybettiğini kurtarması mümkün olsaydı da,

Bizi bu güzel yaz gününde

Bu meydana toplayan duygu,

Kaygılarımız, öfkelerimiz, çilelerimiz olmasaydı.

Kardeşlerim,
Kayyım, hepimizin başındadır.

Kayyım, devletin başındadır.

Kayyım, milletin başındadır.

Bu yetkiler, bu siyaset çıkmazı, bu ahlaki çöküş

Büyük bir yıkım yaratmıştır!

Mesele de bir kişi meselesi olmaktan çoktan çıkmıştır.

Yine aynı sebeple,

Kayıplarımız sadece maddi değildir.

İş, ev, araba, dükkan, tapu, diploma,

Kenara koyduğumuz 3-5 bilezik değildir, tehlikede olan.

Sahip olduğumuz hiçbir şey güvende değildir.

Ne yazık ki en sevdiklerimizi, evlatlarımızı bile

Bu düzenin çarklarına o ya da bu şekilde

Kurban verebiliyoruz.

Artık sebebi

Münferit olaylarda aramanın bir manası yoktur.

Saldırının odağı bellidir.

Bizi millet yapan,
Bizi bir arada tutan büyük maneviyat saldırı altındadır.

İşte Ben bayrağı yüzden açtım!

Bu bayrağı bu yüzden diktim!

Çünkü başka bir gölge yok altında soluklanacağımız!

Bu bayrak, egemenliğimizin işaretidir!

Bu, milletin doğru gördüğünü yapma hakkıdır!

Onlar, saygı duymuyorlar!

Bu, Milletin Hak bildiğini istemesidir.

Onlar anlamıyor, izin vermiyorlar!

Bu, Milletin Hürriyetidir, istiklalidir, şerefidir.

Onlarsa çiğniyorlar, basıp geçiyorlar!

Toprağıdır, fabrikasıdır,

Alın terini döktüğü yerdir,

Ekmek teknesidir.

Onlar, bizden esirgiyorlar,

Yok ediyorlar, çalıyorlar!

İşte ben, bayrağı bu yüzden açtım!

Millet olacaksak, millet kalacaksak bundan öte yol yoktur!

Bundan öte nişan yoktur!

Bundan öte dava yoktur!

Namustur, töredir, hukuktur

Ve hepsi bu sancaktadır!

—///—

Kardeşlerim!

Ne zaman milletin beklentisinin hilafına bir iş yapmaya kalkışsalar

“Devlet projesi” diyorlar.

“Devlet yapıyor, devlet istiyor”,

“Devlet geleneği” diyorlar!

Bizim devletimiz,

Vatandaşının geleceğini karartmaz!

Bizim devletimiz, Türk’ün şerefiyle onuruyla oynamaz.

Bizim devletimiz, eli kanlı bir katilin danışmanlığına da ihtiyaç duymaz.

Bizim böyle bir devlet geleneğimiz yoktur!

“Devlet aklı” diyorlar, “Derin devlet” diyorlar!

Devletin derini olmaz,

Hukuku olur.

Hukuksuz devlet olmaz.

O hukuk da yalnız ve ancak Türk Milletinindir!

Hukuk demek, ekmek demektir,
Ahlak demektir, adalet demektir.
Adalet yoksa Hürriyet olmaz.
Hürriyet yoksa güvenlik olmaz, güven olmaz.

Güven yoksa hiçbir şey olmaz.

Bugün bunların hiçbiri yok,

O zaman “devletiz” diye bağıranlar kimlerdir kardeşim?


Bunlar,

Türkiye’ye kurulmuş tuzakların taşeronlarıdır.

Bizlerse bu tuzağa düşmeyenleriz,

Bu tuzağı bozanlarız.

“Herkesin bir hesabı varsa,

Allah’ın da bir hesabı vardır” diyenleriz.

Buraya da o inanç ve dirayetle,

Bu tuzağı bozmaya geldik!

Bunu ilan etmeye geldik.

Biz buraya,

Muktedirlerin sahte gündemlerini yere çalmaya,

Milletin hakikatini göndere çekmeye geldik!

Buradan ilan ediyorum:

Türkiye ne kadar hukuk devleti ise, ancak o kadar terörsüzdür.
Türkiye ne kadar Cumhuriyet ise, ancak o kadar güçlüdür.
Türkiye ne kadar adil ise, ancak o kadar bir bütündür.

Devlet aklı, iktidarın her yaptığına giydirilen dokunulmazlık zırhı değildir.

Devlet aklı, bir partinin menfaatini devletin menfaati gibi sunmak değildir.

Bize devlet aklı diye pazarladıkları şey, iktidar kurnazlığıdır.

Devlet aklı; milletin birliğini, hukukun üstünlüğünü,

Bağımsızlığı ve ortak geleceği koruma kabiliyetidir.

Bu iktidarda böyle bir kabiliyet yoktur.

Böyle bir niyet yoktur.

Böyle bir akıl da yoktur.

Bizler, Türk Milletinin

Haysiyet ve itibarından başka bir mertebe tanımıyoruz!

O sebeple,

HERKES SUSSA DA BİZ SUSMAYACAĞIZ!

DÜNYA SUSSA DA BEN SUSMAYACAĞIM!

—///—

Biz,

Her Kim olursa olsun,

Hangi koltukta oturursa otursun,

Doğruyu doğru, yanlışı yanlış bildik.

Gücün etrafında pervane olanlara inat,

Hakikatin ateşinde yanmayı göze aldık.

Bu mübarek muharrem ayında diyorum ki,

Saraylarda Yezid olmaktansa,

KERBELA’DA HÜSEYİN OLMAKLA ŞEREFLENDİK!

O yüzden zilletle yaşamaktansa,

Gerekirse izzetle ölmeyi şeref sayanlarız.

Çünkü biz Kutlu bir Cumhuriyet mirasını baş üstünde taşıyanlarız.

O mukaddes miras bize kişilere tapınmayı değil,

İlkelere ölümüne bağlı kalmayı emrediyor!

Ve zaman,

Ve tarih,

Bu sarsılmaz duruşumuzu nasıl da haklı çıkarıyor?

Biz “Bu gidişat millete zarar verir” dedik, zarar verdi.

Biz “Bu adaletsizlik er ya da geç bu devleti çürütür” dedik, çürüttü.

Biz “Terörle, teröristle masaya oturulmaz, ihanet bir gün karşınıza dikilir” dedik, dikildi.

Biz sadece milletin yanında durduk,

Olaylara milletin aklıyla,

Türk milletinin vicdanıyla baktık.

Bugün yüzleri keçeye dönmüş ve akılları ıskartaya çıkmış olanların

Hayasız akınına ve Zulmüne karşı bir mukavemet varsa,

İşte bu meydan sayesinde vardır.

Utanmazlıklarına rağmen, sıkılmıyorlar,

İhanetlerine meşruluk dileniyorlar ama yetiremiyorlar.

Yol aldıklarını zannediyorlar ama ayakları birbirine dolanıyor, tökezliyorlar.

“Ha gayret” diyorlar ama nefesleri yetmiyor.

Çünkü sözlerim kulaklarında yankılanıyor:

İhanetin zaman aşımı yoktur!

İhanetin zaman aşımı yoktur!

İhanetin zaman aşımı yoktur!

Çünkü,

Akıllarında hep o hakikat var:

Türk Milleti,

İhanet edenleri,

Şerefiyle oynayanları,

Haysiyet ve vatan düşmanlarını

Her daim azametiyle, haşmetiyle ve kudretiyle

Büyük tarihinin en derinlerinde boğmuştur!

İşte derinlik, buradadır:

Bu millet, derin millettir.

Evlatları da hayattadır, ayaktadır, vazifededir!

Bilinsin ki her zaman her yerdedir!

—//—

Aziz Vatandaşlarım, Kardeşlerim!

Bugün

Van’da ve Mersin’de mitingler yapılıyor.

Yarın İstanbul’da ve Diyarbakır’da da yapılacak.

Peki ne mitingi bunlar?

“Devlet düşmanına, Millet düşmanına,

Bebek Katiline Özgürlük” mitingleri.

Milyonlarca insanın acısından sorumlu,

Elinde elli bin evladımızın kanı olan

Şehitlerimizin sebebi olmuş o caniye özgürlük istiyorlar!

Bu kimin himayesinde yapılıyor?

Bu iktidarın göz yummasıyla, yol vermesiyle yapılıyor!

Bunlar, Türkiye’yi sahipsiz zannediyorlar.

Ben, Müsavat Dervişoğlu olarak,

Sizin adınıza şunu soruyorum:

Onlar kimi neye razı etmeye çalışıyorlar?

Onlar bu milletin bir kesimini kendilerine biat ettirmek,

Öte kesimini o terör hükümlüsüne tebaa yapmak istiyorlar.

Biz ise her bir vatandaşımızı, Cumhuriyet’in hür,

Onurlu ve kanun önünde eşit ferdi olarak görüyoruz.

Biz, özgürlüğü katile eşitlemiyoruz.

Biz, hukuku imtiyaz diye tanımlamıyoruz.

Biz, demokrasiyi, ayrışma bahanesi diye anlamıyoruz.


Yıllarca Kürt’ün derdiyle değil,

Kürdü, siyasetlerine alet etmenin hesabıyla ilgilendiler.
Ona ‘karnın tok mu,

Çocuğun okula gidiyor mu,

İşin gücün var mı’ diye sormadılar.

Çünkü Kürdün kendisini,

Bu ülkenin yurttaşı diye görmesini istemediler.
Çünkü onların derdi ne Kürt, ne de Türk’tür.

Onların derdi, kendi küçük iktidar mıntıkalarıdır.

Pazarlıklarıdır, aldıklarıdır, verdikleridir.

Şunu biliniz ki,

Milletin iradesi, İmralı’da ve onun hamilerinde değil,

Bugün ve her daim burada, başkent Ankara’da, Tandoğan Meydanı’ndadır.

Ve BİZ BUGÜN

TANDOĞANDAYSAK,

BİLİNSİN Kİ TÜRKİYE SAHİPSİZ DEĞİLDİR!

TÜRK MİLLETİ YALNIZ DEĞİLDİR!

—///—

Ben 48 yıl önce de bu meydandaydım.

Yüreğim o gün nasıl çarpıyorsa

Bugün de öyle çarpıyor…

O gün bu meydan,

Nasıl Türk Milletinin sesini dünyaya haykırdıysa

Bugün de haykırıyor:

Saraylar seninse, meydanlar bizimdir. “

Çünkü Cumhuriyet sarayların değil,

Meydanların eseridir…

Bütün kaleler zapt edilemez!

Bütün ruhlar esir alınamaz!

O ruh, Cumhuriyet’i kuran ruhtur.

O beden, Milli direnişin bedenidir.

Ve o ruh, o beden, işte bugün Tandoğan’dadır

Cisimleşmiştir, alnı açık, başı diktir.

48 yıl önce 45 milyon adına yürümüştü.

Bugün 85 milyonla yürüyor.

Ve nereye yürüyeceğini de çok iyi biliyor.

—//—

İşte tam bu yüzden,

Ben, Müsavat Dervişoğlu,

Bu onurlu yürüyüşün bir ferdi olarak,

Sizden biri, bir vatan evladı olarak;

Bugün burada, bu meydandan Türk milleti adına

BAYRAK AÇIYORUM!

Bu bayrak, boğazına çökülmüş,

Nefesi kesilmek istenen milletin namusudur, onurudur, nurudur!

—//—

Terörü ve teröristi kollayanlara,

“Terörsüz Türkiye” yalanıyla,

Türkiye’yi bölmek isteyenlere bayrak açıyorum!

Ey bu vatanın ekmeğini yiyip de ona ihanet edenler!

Ey siyasi ikbali için devletin temeline dinamit koyanlar!

Size bayrak açıyorum!

Kundaktaki çocuklara kurşun sıkan,

On binlerce canımızın katili olan o caniye,

Af kapısı aralayanlara bayrak açıyorum!

Gazi Meclis’in kutlu çatısı altında,

İhanetin komisyonculuğunu yürütenlere,

Kapalı kapılar ardındaki kirli tezgâhlara,

“özgürlük” maskesi takmış sinsi bölücülüğe,

Teröristle devleti eşitleyip masaya oturtan

Çürümüş zihniyete bayrak açıyorum!

Evladını toprağa verirken yüreği kan ağlayan,

Ama her daim “Vatan sağ olsun” diyen

Şehit analarının o kurumayan gözyaşları için!

Bu toprağa düşmüş on binlerce vatan evladının

Semaya yükselen ahı için Bayrak açıyorum!

Cumhuriyet için açıyorum bu bayrağı!

Üniter yapımız için!

Türk devletinin sarsılmaz vakarı için!

Hürriyet ve istiklal için bayrak açıyorum!

Bu mübarek ve bereketli vatanda milleti aç bırakanlara,

Kepçeyle gasp edip, kaşıkla lütfedenlere,

Talana, ranta ve rantiyeciye bayrak açıyorum!

Yargıyı siyasetin emrine verenlere bayrak açıyorum!

Tivit attığı için yargılananlar,

Haber yaptığı için tutuklananlar,

Muhalif denilip hapse atılanlar,

Siyasi haklarına ve hürriyetlerine ipotek koyulanlar için bayrak açıyorum!

Kumarın, uyuşturucunun, fuhuşun özendirildiği,

Mafyanın cesaretlendirildiği bu düzeni kuranlara bayrak açıyorum.

Can güvenliğimiz, mal güvenliğimiz,

Namus güvenliğimiz için bayrak açıyorum!

Gençlerimiz için…

Hayallerini mülakat odalarında bırakan,

Umudunu yurt dışında aramak zorunda kalan,

Pırlanta gibi gençlerimiz için Bayrak açıyorum.

Açlık grevindeki öğretmenler için,

İntihar eden polislerimiz için,

“Mustafa Kemal’in askeriyiz” dedi diye,

Ordudan atılan genç teğmenlerimiz için Bayrak açıyorum!

Durmak bilmeyen kadın cinayetlerine,

Gözümüzün bebeği evlatlarımızın maruz kaldığı iğrenç istismarlara…

ALLAH’TAN KORKMAYIP,

KULDAN UTANMAYANLARA BAYRAK AÇIYORUM!

Sınırlarımızın namusunu hiçe sayanlara bayrak açıyorum!

Güzel ülkemizin devasa bir sığınmacı kampına çevrilmesine…

Nüfus yapımızın sessiz sedasız değiştirilmesine…

Vatandaşlığımızı ayağa düşürenlere bayrak açıyorum!

Cumhuriyete yüz çevirmiş bir Milliyetçiliğe,

Milliyetçilikten utanan bir Cumhuriyetçiliğe,

Vatanın, milletin hiçbir mahremini koruyamayan,

Onu kirleten KAYPAK MUHAFAZAKARLIĞA bayrak açıyorum!

Her kirli teklife, dört nala koşanlara,

Her tehdit fısıltısına boyun uzatanlara,

Sandığın şerefini utanmazca kirletenlere,

Siyaseti işportaya çevirenlere bayrak açıyorum!

Ahlaksızlığı, ahlak diye satanlara,

Riyakarlığı, inanç diye pazarlayanlara,

Tek bacak üzerinde 40 yalanı, 40 kere tekrar eden

Medya borazanlarına bayrak açıyorum!

Meclisimizin itibarını yere düşürenlere,

Saray dalkavuklarına, hanedanlık heveslilerine,

Siyaseti millete emir vermek zannedenlere bayrak açıyorum!

Parantez açıp parantez kapattığını söyleyenlere,

Kardeşi kardeşe düşman eden zehirli kutuplaşmaya,

Devleti malı zannedip,

Üstüne tapulamaya cüret edenlere Bayrak Açıyorum!

—//—

Hakça üreten, adilce bölüşen bir Türkiye için!

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çizdiği o aydınlık rotaya dönmek için!

Adaletin hiçbir vatandaş için gecikmediği,

Kimsenin polisinden, yargısından korkmadığı, hür bir Türkiye için!

Çocuklarımıza ödenemeyecek borçlar değil,

Başı dik yaşanacak bir vatan bırakmak için!

Kısaca,

Cumhuriyeti ne için kurduysak,

Aynı amaçla yaşatmak ve büyütmek için BAYRAK AÇIYORUM!

—//—

Ve şimdi

Yeni bir dönemin,

Büyük bir şahlanışın en başına geliyorum.

Bilin ki bu meydan,

Mukaddes bir başlangıcın ilanıdır!

Bizim Meclisimiz, devlet kuran Meclis’tir.
Müdafaa-i Hukuk, bir hatıra değildir;

Cumhuriyet’i var eden yüce bir ruhtur.
Bugün Tandoğan’da yaptığımız da budur:

Müdafaa-i Hukuk’tur.

Müdafaa-i Millettir.

Müdafaa-i Cumhuriyet’tir.

BİZİM ANAYASAMIZ BUDUR!

HİÇ KİMSE DEĞİŞTİREMEYECEKTİR!

BİZ, ONU BIRAKIN DEĞİŞTİRENİ,

DEĞİŞTİRMEYİ TEKLİF EDENİ

TARİHTEN SİLERİZ!

—///—

Bilsinler ki,

Gasp edilen hakkımızı söke söke geri kazanacağız!

Emeğin karşılığını alacağız.

Adaletin zengine ayrı, fakire ayrı

İktidara ayrı, muhalefete ayrı işlemediği

O dürüst düzeni yeniden kuracağız.

Evlatlarımızın yurt dışına değil,

Vatanımızın aydınlık ufkuna baktığı

O kutlu geleceği inşa edeceğiz.

Cumhuriyetimizi geri alacağız.

“Zulmün topu var, güllesi var, kal’ası var
Hakkın da bükülmez kolu, dönmez yüzü var
Göz yumma güneşten, ne kadar nûru kararsa,
Sönmez ebedî, her gecenin bir gündüzü var!”

—//—

Biz, Gazi Mustafa Kemal’in canıyla, kanıyla kurup,

Bize bıraktığı emaneti müdafaa ediyoruz!

Üniter devleti, milletin bölünmez bütünlüğünü müdafaa ediyoruz!

Biz, vatanı müdafaa ediyoruz.

Biz, birinci vazifemizi yapıyoruz!

İşte tam da bunun için,

Sahte kavgaları, suni krizleri bir kenara bırakıp,

“Bütünleşik Muhalefet” diyoruz.

Çünkü artık küçük hesapların,

Şahsi çekişmelerin,

“Ben mi olayım, sen mi ol” tartışmasının vakti değildir.

Mesele bu düzenden kurtulma meselesidir.

Tek adamlığı terk edip, cumhuriyetimizi yeniden kazanma meselesidir.

Demokrasimize sahip çıkmak, milletin egemenliğini yeniden hakim kılmak meselesidir.

Vakit içimizdeki iyiliğin vaktidir.

Vakit, iyilerin vaktidir.

Vakit, vatan vaktidir.

“Peki, o vakit ne zamandır?” diye soruyorsanız,

İşte söylüyorum:

Ya şimdi, ya hiçbir zamandır!

Ayrışmayacağız, bölünmeyeceğiz,

Yılmayacağız, yıkılmayacağız!

Tek yürek olup,

İhanete, haksızlığa, hukuksuzluğa “dur” diyeceğiz.

Bir arada, birlikte, hep beraber yapacağız.

Gizli odalarda değil; mahfillerde, masalarda, localarda değil!

İşte burada olduğu gibi, meydanlarda buluşarak,

Sarsılmaz ilkeleri sahiplenerek,

Milletin iradesini sandıkta birleştireceğiz!

Mührü önce kalplere, önce zihinlere, sonra da tarihe vuracağız.

Türkiye’nin her köşesinde, her sokağında, her hanesinde aynı kararlılıkla

Omuz omuza verip haykıracağız!

YETER ARTIK, YETTİ ARTIK,

SÖZ DE KARAR DA MİLLETİNDİR!

—//—

Biz milli iradenin,

Biz bu kutsal birliğin neferleriyiz.

Biz, Türk milletinin sahipsiz olmadığını haykıranlarız.

Biz, kula kulluk edilmesin diye mücadele edenleriz.

Bu Meydanı Şereflendiren Büyük Türk Milleti!

Bugün burada attığımız her adım,

Bu büyük yürüyüşün, bu tarihi şahlanışın ilk adımıdır!

DÜŞÜN PEŞİME, DÜŞÜN!

Korku duvarlarını yıkmak, prangaları parçalamak için!

ADALET, HÜRRİYET,

EŞİTLİK VE KARDEŞLİK İÇİN!

DÜŞÜN PEŞİME!

Kimsesizlerin kimsesi olan, o yüce çınarı yeniden yeşertmek için!

BÜYÜK TÜRKİYE CUMHURİYET İÇİN DÜŞÜN PEŞİME!

Bu topraklarda bölünme hayali kuran hainlerin

Heveslerini kursaklarında bırakmak için!

ÜNİTER DEVLETİ AYAKTA TUTMAK VE YAŞATMAK İÇİN

DÜŞÜN PEŞİME!

Bizi birbirimize düşman etmek isteyen alçaklara inat!

MİLLETİN BİRLİĞİ

VATANIN BÖLÜNMEZLİĞİ

GÖNDERDE DALGALANAN BAYRAĞIN ŞEREFİ İÇİN DÜŞÜN PEŞİME!

Hakkını ararken suçlanan,

Ses çıkardığı için susturulan,

Baş eğmediği için sindirilenler için,

Yılmayan, eğilmeyen, bayrağına daha sıkı sarılan

Dürüst insanımızın onurunu geri almak için!

MİLLET İÇİN DÜŞÜN PEŞİME!

Şimdi soruyorum size.

Öyle bir cevap verin ki, 6 kilometre ötedeki saray duvarları titresin.

-Bu mukaddes emaneti, koltuk heveslilerin insafına mı bırakacağız?

-Evlatlarımızın geleceğini, kirli pazarlıklara kurban mı vereceğiz?

-200 yıllık demokrasi mücadelemizi,

Bir kişinin ömür boyu başkanlık hevesine mi boğduracağız?

-Komşusu açken tok yatanlardan mı olacağız?

-Cumhuriyet düşmanlarına boyun mu eğeceğiz?

-Saraydaki sultana, siyasetteki butlana sessiz mi kalacağız?

-Türk’e kefen biçmeye kalkışanlara eyvallah mı edeceğiz?

ELBETTE HAYIR!

ELBETTE HAYIR!

ELBETTE HAYIR!

O HALDE LAFI DAHA FAZLA UZATMAYA HİÇ GEREK YOK.

TANDOĞAN KARARINI VERMİŞTİR!

ANKARA SÖZÜNÜ SÖYLEMİŞTİR!

TÜRKİYE HÜKMÜNÜ İLAN ETMİŞTİR!

HAKSIZLIĞA, HUKUKSUZLUĞA, ADALETSİZLİĞE, GAFLETE VE İHANETE KARŞI BAYRAK AÇIYORUM DÜŞÜN PEŞİME!

SON BULSUN TESLİMİYET! YIKILSIN ZİLLET!

YAŞASIN CUMHURİYET! YAŞASIN MİLLET!

Hepinizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum

HAKSIZLIĞA, HUKUKSUZLUĞA, ADALETSİZLİĞE, GAFLETE VE İHANETE KARŞI BAYRAK AÇIYORUM DÜŞÜN PEŞİME!

Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, 27 Haziran Tandoğan Mitingi konuşmasını dikkatinize sunarız.

Edirne’den Kars’a,

Efelerin diyarı İzmir’den, Nene Hatun’un Erzurum’una,

Karadeniz’in yeşilinden İç Anadolu’nun bozkırlarına,

Diyarbakır’ın surlarından, Çanakkale’nin destanlarına,

Sivas’ın yiğitlerinden, yiğidin harman olduğu

Bu mübarek toprakların her bir karışına,

Kuvva’nın kenti Balıkesir’den, Şahin beyin Gazi Antep’ine,

Yeryüzünde,

Güneşin doğduğu yerden,

Battığı yere kadar,

Yüreği memleket sevdasıyla çarpan,

Her biri al bayrak olan tüm kardeşlerime,

Trakya’dan Anadolu’ya,

Büyük Türkiye Cumhuriyeti’nin cefakâr, vefakâr evlatlarına,

Altaylar’dan Tuna’ya

Başkentimizden, Tandoğan Meydanı’ndan,

Selam olsun, selam olsun, selam olsun!

81 vilayeti tek tek saymak isterdim.

Ama görüyorum ki hiç gerek yok.

Yoklama yapacak da değilim.

Türkiye bayrak olmuş, bu meydandadır.

Yurdun her bir köşesinden, pak vicdanlı, açık alınlı vatan evlatları bu meydandadır.

Sevdası Türkiye, kaygısı, büyük Türk milletinin ve Türkiye Cumhuriyetinin geleceği olan karasevdalılar bu meydandadır.

Velhasıl Türkiye azmiyle, cehdiyle, ruhuyla bu meydandadır.

TÜRKİYE’M,

AZİZ VE BÜYÜK MİLLETİM,

HOŞ GELDİN! ŞEREF VERDİN!

Hepinizi en içten duygularımla, sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.

—//—

Bugün burada sadece sağcısı solcusu,

Seküleri dindarı, yok.

Genci yaşlısı, yok!

Bugün burada sevdası bir, derdi bir,

Bayrağı bir, aziz bir millet var!

Bugün burada parti yok, hizip yok, şahsi hesaplar yok.

Bugün burada,

Tandoğan Meydanı’nda sadece ve sadece TÜRKİYE var!

Aklında ve kalbinde vatanından başka derdi olmayan Türk Evlatları var!

Bakın etrafınıza göreceksiniz.

Ne azız, ne kimsesiz.

Ne çaresiziz, ne umutsuz.
Bu vatanı Sakarya’nın ovalarında,

Anadolu’nun bozkırlarında,

Torosların yamaçlarında kurtaranlar, biziz…

Biziz o sönmeyen, tüten son ocaklar.

Biz,

Hep Birlikte Büyük TÜRK MİLLETİ’YİZ!

—//—

Haydi artık kaldırın bayrakları!

Şu meydana bakıyorum da…

Ankara bugün gelincik tarlasına dönmüş.

Nereye baksam al bayrak,

Nereye baksam mangal gibi yürekler görüyorum.

İşte bu muazzam manzara,

“Millet ne ister?” sorusunun en gür cevabıdır.

Millet, bayrağını istiyor!

Millet, Cumhuriyetini istiyor!

Millet,

Hakkını, Hürriyetini istiyor.

Adalet istiyor.

Çiğnenen haysiyetini

Gasp edilen egemenliğini geri istiyor!

—//—

Aziz vatanın aziz evlatları,

Milleti bu ülkede artık gören yok.

Başına gelenleri umursayan yok.

Feryatları duyan yok.

Meselelerimizi çözen yok!

Sanki Türkiye’nin tek derdi,

Siyasetin kendi içindeki hesaplarmış gibi,

Günlerce, haftalarca aynı yapay gündemler,

Aynı ekranlara kazınıyor.

Televizyonlarda, güvenliğimiz değil korkularımız var.

Gazetelerde, haber değil, dedikodular var.

Telefonlarda, siyaset değil, magazin var.

Mahkûm edilen oylar var.

Takım elbise giydirilip, boynuna kravat takılmak istenen teröristler var.

Siyaset, kendi yarattığı krizleri,

Kendi şahsi sorunlarını,

Kendi koltuk dertlerini milletin omuzlarına yüklemiş;

Güveni değil, çaresizliği,

Beklentiyi değil, yılgınlığı,

Birleşmeyi değil, ayrışmayı körüklüyor.

Birbirimize bakmayı,

Birbirimizi görmeyi dahi unutalım istiyorlar.

Trafikte atışıyoruz.

Komşumuzla kavga ediyoruz.

Nerede bizim ortak sevinçlerimiz?

Kardeşliğimiz nerede?

Bizi biz yapan, binlerce yıllık o değerler nerede?

Milli takımımızı izlediğimizde bile bunu görmüyor muyuz?

Ortak bir gururu paylaşmayı nerede ve nasıl unuttuk?

Gol atamamak, puan alamamak değil mesele,

Biz hüzünde ve kederde bile nasıl ayrıştık?

Malumunuz, maalesef dün Kadir İnanır’ı kaybettik.

O, Türkiye için Kadir İnanır’dı. Yeşilçam’ın yüce dağıydı!

Tatar Ramazan’dı, Şoför İlyas’tı, birçok karaktere ruh verdi

Ne mutlu ki, benim için, her zaman Kadir Abi idi.

Fatsalı hemşerim, delikanlı ve solcu bir abimdi.

Ben de onun Türk Milliyetçisi kardeşiydim.

Hayatıma çok önemli katkıları olan biriydi.

Aynı masada tartışıp, aynı masada gülüp ağladığım abimdi.

Dediler ki bana,

“Yarın miting var, Kadir İnanır solcuydu, akil adamlardandı.

Anmayalım, Yanlış anlaşılır.”

Ben Müsavat Dervişoğlu,

50 senelik abime Allahtan rahmet dileyemeyeceksem,

Bunun riyakarlığına batacaksam,

Asıl bu siyaset batsın!

Ben değil,

Allah’ın rahmetini dilemekten, imtina edenler utansın!

Allah ruhunu şad, mekanını cennet eylesin Kadir abi.

Sen hiç merak etme “Biz bu oyunu da bozarız” rahat uyu!

Bir avuç makam ve imkan sahibi dışında,

Kimsenin yüzü gülmüyorken,

Her gün hala nasıl parçalanabiliyoruz?

Her birimiz kaybederken,

Birbirimize niçin omuz veremiyoruz?

Ekranların, haberlerin, internetin arkasındaki

O bambaşka Türkiye’nin gerçek dertleri,

Başı, borçlarla öne eğilmiş babalar,

Evladının yarınından endişeli analar,

İşsizin hayat çilesi,

Çiftçinin hasat derdi,

Esnafın kredi derdi,

Emeklinin, memurun, işçinin maaş derdi,

Her birimizin ortak dertleri değil mi?

25 milyon icra dosyası var, 25 Milyon!

25 yıllık iktidarın sonunda, 25 milyon icra dosyası!

Geleceğimizi ipotek eden,

Nesillerin umutlarını haczeden,

Ama sebep olanların hiçbir bedel ödemediği 25 yıl!

—///—

O sebeple,

Bugün mesele belediyelere,

Partilere, Şirketlere kayyım atanması değildir.

Keşke meselemiz sadece bu olsaydı.

Keşke, herkesin kendi kaybettiğini kurtarması mümkün olsaydı da,

Bizi bu güzel yaz gününde

Bu meydana toplayan duygu,

Kaygılarımız, öfkelerimiz, çilelerimiz olmasaydı.

Kardeşlerim,
Kayyım, hepimizin başındadır.

Kayyım, devletin başındadır.

Kayyım, milletin başındadır.

Bu yetkiler, bu siyaset çıkmazı, bu ahlaki çöküş

Büyük bir yıkım yaratmıştır!

Mesele de bir kişi meselesi olmaktan çoktan çıkmıştır.

Yine aynı sebeple,

Kayıplarımız sadece maddi değildir.

İş, ev, araba, dükkan, tapu, diploma,

Kenara koyduğumuz 3-5 bilezik değildir, tehlikede olan.

Sahip olduğumuz hiçbir şey güvende değildir.

Ne yazık ki en sevdiklerimizi, evlatlarımızı bile

Bu düzenin çarklarına o ya da bu şekilde

Kurban verebiliyoruz.

Artık sebebi

Münferit olaylarda aramanın bir manası yoktur.

Saldırının odağı bellidir.

Bizi millet yapan,
Bizi bir arada tutan büyük maneviyat saldırı altındadır.

İşte Ben bayrağı yüzden açtım!

Bu bayrağı bu yüzden diktim!

Çünkü başka bir gölge yok altında soluklanacağımız!

Bu bayrak, egemenliğimizin işaretidir!

Bu, milletin doğru gördüğünü yapma hakkıdır!

Onlar, saygı duymuyorlar!

Bu, Milletin Hak bildiğini istemesidir.

Onlar anlamıyor, izin vermiyorlar!

Bu, Milletin Hürriyetidir, istiklalidir, şerefidir.

Onlarsa çiğniyorlar, basıp geçiyorlar!

Toprağıdır, fabrikasıdır,

Alın terini döktüğü yerdir,

Ekmek teknesidir.

Onlar, bizden esirgiyorlar,

Yok ediyorlar, çalıyorlar!

İşte ben, bayrağı bu yüzden açtım!

Millet olacaksak, millet kalacaksak bundan öte yol yoktur!

Bundan öte nişan yoktur!

Bundan öte dava yoktur!

Namustur, töredir, hukuktur

Ve hepsi bu sancaktadır!

—///—

Kardeşlerim!

Ne zaman milletin beklentisinin hilafına bir iş yapmaya kalkışsalar

“Devlet projesi” diyorlar.

“Devlet yapıyor, devlet istiyor”,

“Devlet geleneği” diyorlar!

Bizim devletimiz,

Vatandaşının geleceğini karartmaz!

Bizim devletimiz, Türk’ün şerefiyle onuruyla oynamaz.

Bizim devletimiz, eli kanlı bir katilin danışmanlığına da ihtiyaç duymaz.

Bizim böyle bir devlet geleneğimiz yoktur!

“Devlet aklı” diyorlar, “Derin devlet” diyorlar!

Devletin derini olmaz,

Hukuku olur.

Hukuksuz devlet olmaz.

O hukuk da yalnız ve ancak Türk Milletinindir!

Hukuk demek, ekmek demektir,
Ahlak demektir, adalet demektir.
Adalet yoksa Hürriyet olmaz.
Hürriyet yoksa güvenlik olmaz, güven olmaz.

Güven yoksa hiçbir şey olmaz.

Bugün bunların hiçbiri yok,

O zaman “devletiz” diye bağıranlar kimlerdir kardeşim?


Bunlar,

Türkiye’ye kurulmuş tuzakların taşeronlarıdır.

Bizlerse bu tuzağa düşmeyenleriz,

Bu tuzağı bozanlarız.

“Herkesin bir hesabı varsa,

Allah’ın da bir hesabı vardır” diyenleriz.

Buraya da o inanç ve dirayetle,

Bu tuzağı bozmaya geldik!

Bunu ilan etmeye geldik.

Biz buraya,

Muktedirlerin sahte gündemlerini yere çalmaya,

Milletin hakikatini göndere çekmeye geldik!

Buradan ilan ediyorum:

Türkiye ne kadar hukuk devleti ise, ancak o kadar terörsüzdür.
Türkiye ne kadar Cumhuriyet ise, ancak o kadar güçlüdür.
Türkiye ne kadar adil ise, ancak o kadar bir bütündür.

Devlet aklı, iktidarın her yaptığına giydirilen dokunulmazlık zırhı değildir.

Devlet aklı, bir partinin menfaatini devletin menfaati gibi sunmak değildir.

Bize devlet aklı diye pazarladıkları şey, iktidar kurnazlığıdır.

Devlet aklı; milletin birliğini, hukukun üstünlüğünü,

Bağımsızlığı ve ortak geleceği koruma kabiliyetidir.

Bu iktidarda böyle bir kabiliyet yoktur.

Böyle bir niyet yoktur.

Böyle bir akıl da yoktur.

Bizler, Türk Milletinin

Haysiyet ve itibarından başka bir mertebe tanımıyoruz!

O sebeple,

HERKES SUSSA DA BİZ SUSMAYACAĞIZ!

DÜNYA SUSSA DA BEN SUSMAYACAĞIM!

—///—

Biz,

Her Kim olursa olsun,

Hangi koltukta oturursa otursun,

Doğruyu doğru, yanlışı yanlış bildik.

Gücün etrafında pervane olanlara inat,

Hakikatin ateşinde yanmayı göze aldık.

Bu mübarek muharrem ayında diyorum ki,

Saraylarda Yezid olmaktansa,

KERBELA’DA HÜSEYİN OLMAKLA ŞEREFLENDİK!

O yüzden zilletle yaşamaktansa,

Gerekirse izzetle ölmeyi şeref sayanlarız.

Çünkü biz Kutlu bir Cumhuriyet mirasını baş üstünde taşıyanlarız.

O mukaddes miras bize kişilere tapınmayı değil,

İlkelere ölümüne bağlı kalmayı emrediyor!

Ve zaman,

Ve tarih,

Bu sarsılmaz duruşumuzu nasıl da haklı çıkarıyor?

Biz “Bu gidişat millete zarar verir” dedik, zarar verdi.

Biz “Bu adaletsizlik er ya da geç bu devleti çürütür” dedik, çürüttü.

Biz “Terörle, teröristle masaya oturulmaz, ihanet bir gün karşınıza dikilir” dedik, dikildi.

Biz sadece milletin yanında durduk,

Olaylara milletin aklıyla,

Türk milletinin vicdanıyla baktık.

Bugün yüzleri keçeye dönmüş ve akılları ıskartaya çıkmış olanların

Hayasız akınına ve Zulmüne karşı bir mukavemet varsa,

İşte bu meydan sayesinde vardır.

Utanmazlıklarına rağmen, sıkılmıyorlar,

İhanetlerine meşruluk dileniyorlar ama yetiremiyorlar.

Yol aldıklarını zannediyorlar ama ayakları birbirine dolanıyor, tökezliyorlar.

“Ha gayret” diyorlar ama nefesleri yetmiyor.

Çünkü sözlerim kulaklarında yankılanıyor:

İhanetin zaman aşımı yoktur!

İhanetin zaman aşımı yoktur!

İhanetin zaman aşımı yoktur!

Çünkü,

Akıllarında hep o hakikat var:

Türk Milleti,

İhanet edenleri,

Şerefiyle oynayanları,

Haysiyet ve vatan düşmanlarını

Her daim azametiyle, haşmetiyle ve kudretiyle

Büyük tarihinin en derinlerinde boğmuştur!

İşte derinlik, buradadır:

Bu millet, derin millettir.

Evlatları da hayattadır, ayaktadır, vazifededir!

Bilinsin ki her zaman her yerdedir!

—//—

Aziz Vatandaşlarım, Kardeşlerim!

Bugün

Van’da ve Mersin’de mitingler yapılıyor.

Yarın İstanbul’da ve Diyarbakır’da da yapılacak.

Peki ne mitingi bunlar?

“Devlet düşmanına, Millet düşmanına,

Bebek Katiline Özgürlük” mitingleri.

Milyonlarca insanın acısından sorumlu,

Elinde elli bin evladımızın kanı olan

Şehitlerimizin sebebi olmuş o caniye özgürlük istiyorlar!

Bu kimin himayesinde yapılıyor?

Bu iktidarın göz yummasıyla, yol vermesiyle yapılıyor!

Bunlar, Türkiye’yi sahipsiz zannediyorlar.

Ben, Müsavat Dervişoğlu olarak,

Sizin adınıza şunu soruyorum:

Onlar kimi neye razı etmeye çalışıyorlar?

Onlar bu milletin bir kesimini kendilerine biat ettirmek,

Öte kesimini o terör hükümlüsüne tebaa yapmak istiyorlar.

Biz ise her bir vatandaşımızı, Cumhuriyet’in hür,

Onurlu ve kanun önünde eşit ferdi olarak görüyoruz.

Biz, özgürlüğü katile eşitlemiyoruz.

Biz, hukuku imtiyaz diye tanımlamıyoruz.

Biz, demokrasiyi, ayrışma bahanesi diye anlamıyoruz.


Yıllarca Kürt’ün derdiyle değil,

Kürdü, siyasetlerine alet etmenin hesabıyla ilgilendiler.
Ona ‘karnın tok mu,

Çocuğun okula gidiyor mu,

İşin gücün var mı’ diye sormadılar.

Çünkü Kürdün kendisini,

Bu ülkenin yurttaşı diye görmesini istemediler.
Çünkü onların derdi ne Kürt, ne de Türk’tür.

Onların derdi, kendi küçük iktidar mıntıkalarıdır.

Pazarlıklarıdır, aldıklarıdır, verdikleridir.

Şunu biliniz ki,

Milletin iradesi, İmralı’da ve onun hamilerinde değil,

Bugün ve her daim burada, başkent Ankara’da, Tandoğan Meydanı’ndadır.

Ve BİZ BUGÜN

TANDOĞANDAYSAK,

BİLİNSİN Kİ TÜRKİYE SAHİPSİZ DEĞİLDİR!

TÜRK MİLLETİ YALNIZ DEĞİLDİR!

—///—

Ben 48 yıl önce de bu meydandaydım.

Yüreğim o gün nasıl çarpıyorsa

Bugün de öyle çarpıyor…

O gün bu meydan,

Nasıl Türk Milletinin sesini dünyaya haykırdıysa

Bugün de haykırıyor:

Saraylar seninse, meydanlar bizimdir. “

Çünkü Cumhuriyet sarayların değil,

Meydanların eseridir…

Bütün kaleler zapt edilemez!

Bütün ruhlar esir alınamaz!

O ruh, Cumhuriyet’i kuran ruhtur.

O beden, Milli direnişin bedenidir.

Ve o ruh, o beden, işte bugün Tandoğan’dadır

Cisimleşmiştir, alnı açık, başı diktir.

48 yıl önce 45 milyon adına yürümüştü.

Bugün 85 milyonla yürüyor.

Ve nereye yürüyeceğini de çok iyi biliyor.

—//—

İşte tam bu yüzden,

Ben, Müsavat Dervişoğlu,

Bu onurlu yürüyüşün bir ferdi olarak,

Sizden biri, bir vatan evladı olarak;

Bugün burada, bu meydandan Türk milleti adına

BAYRAK AÇIYORUM!

Bu bayrak, boğazına çökülmüş,

Nefesi kesilmek istenen milletin namusudur, onurudur, nurudur!

—//—

Terörü ve teröristi kollayanlara,

“Terörsüz Türkiye” yalanıyla,

Türkiye’yi bölmek isteyenlere bayrak açıyorum!

Ey bu vatanın ekmeğini yiyip de ona ihanet edenler!

Ey siyasi ikbali için devletin temeline dinamit koyanlar!

Size bayrak açıyorum!

Kundaktaki çocuklara kurşun sıkan,

On binlerce canımızın katili olan o caniye,

Af kapısı aralayanlara bayrak açıyorum!

Gazi Meclis’in kutlu çatısı altında,

İhanetin komisyonculuğunu yürütenlere,

Kapalı kapılar ardındaki kirli tezgâhlara,

“özgürlük” maskesi takmış sinsi bölücülüğe,

Teröristle devleti eşitleyip masaya oturtan

Çürümüş zihniyete bayrak açıyorum!

Evladını toprağa verirken yüreği kan ağlayan,

Ama her daim “Vatan sağ olsun” diyen

Şehit analarının o kurumayan gözyaşları için!

Bu toprağa düşmüş on binlerce vatan evladının

Semaya yükselen ahı için Bayrak açıyorum!

Cumhuriyet için açıyorum bu bayrağı!

Üniter yapımız için!

Türk devletinin sarsılmaz vakarı için!

Hürriyet ve istiklal için bayrak açıyorum!

Bu mübarek ve bereketli vatanda milleti aç bırakanlara,

Kepçeyle gasp edip, kaşıkla lütfedenlere,

Talana, ranta ve rantiyeciye bayrak açıyorum!

Yargıyı siyasetin emrine verenlere bayrak açıyorum!

Tivit attığı için yargılananlar,

Haber yaptığı için tutuklananlar,

Muhalif denilip hapse atılanlar,

Siyasi haklarına ve hürriyetlerine ipotek koyulanlar için bayrak açıyorum!

Kumarın, uyuşturucunun, fuhuşun özendirildiği,

Mafyanın cesaretlendirildiği bu düzeni kuranlara bayrak açıyorum.

Can güvenliğimiz, mal güvenliğimiz,

Namus güvenliğimiz için bayrak açıyorum!

Gençlerimiz için…

Hayallerini mülakat odalarında bırakan,

Umudunu yurt dışında aramak zorunda kalan,

Pırlanta gibi gençlerimiz için Bayrak açıyorum.

Açlık grevindeki öğretmenler için,

İntihar eden polislerimiz için,

“Mustafa Kemal’in askeriyiz” dedi diye,

Ordudan atılan genç teğmenlerimiz için Bayrak açıyorum!

Durmak bilmeyen kadın cinayetlerine,

Gözümüzün bebeği evlatlarımızın maruz kaldığı iğrenç istismarlara…

ALLAH’TAN KORKMAYIP,

KULDAN UTANMAYANLARA BAYRAK AÇIYORUM!

Sınırlarımızın namusunu hiçe sayanlara bayrak açıyorum!

Güzel ülkemizin devasa bir sığınmacı kampına çevrilmesine…

Nüfus yapımızın sessiz sedasız değiştirilmesine…

Vatandaşlığımızı ayağa düşürenlere bayrak açıyorum!

Cumhuriyete yüz çevirmiş bir Milliyetçiliğe,

Milliyetçilikten utanan bir Cumhuriyetçiliğe,

Vatanın, milletin hiçbir mahremini koruyamayan,

Onu kirleten KAYPAK MUHAFAZAKARLIĞA bayrak açıyorum!

Her kirli teklife, dört nala koşanlara,

Her tehdit fısıltısına boyun uzatanlara,

Sandığın şerefini utanmazca kirletenlere,

Siyaseti işportaya çevirenlere bayrak açıyorum!

Ahlaksızlığı, ahlak diye satanlara,

Riyakarlığı, inanç diye pazarlayanlara,

Tek bacak üzerinde 40 yalanı, 40 kere tekrar eden

Medya borazanlarına bayrak açıyorum!

Meclisimizin itibarını yere düşürenlere,

Saray dalkavuklarına, hanedanlık heveslilerine,

Siyaseti millete emir vermek zannedenlere bayrak açıyorum!

Parantez açıp parantez kapattığını söyleyenlere,

Kardeşi kardeşe düşman eden zehirli kutuplaşmaya,

Devleti malı zannedip,

Üstüne tapulamaya cüret edenlere Bayrak Açıyorum!

—//—

Hakça üreten, adilce bölüşen bir Türkiye için!

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çizdiği o aydınlık rotaya dönmek için!

Adaletin hiçbir vatandaş için gecikmediği,

Kimsenin polisinden, yargısından korkmadığı, hür bir Türkiye için!

Çocuklarımıza ödenemeyecek borçlar değil,

Başı dik yaşanacak bir vatan bırakmak için!

Kısaca,

Cumhuriyeti ne için kurduysak,

Aynı amaçla yaşatmak ve büyütmek için BAYRAK AÇIYORUM!

—//—

Ve şimdi

Yeni bir dönemin,

Büyük bir şahlanışın en başına geliyorum.

Bilin ki bu meydan,

Mukaddes bir başlangıcın ilanıdır!

Bizim Meclisimiz, devlet kuran Meclis’tir.
Müdafaa-i Hukuk, bir hatıra değildir;

Cumhuriyet’i var eden yüce bir ruhtur.
Bugün Tandoğan’da yaptığımız da budur:

Müdafaa-i Hukuk’tur.

Müdafaa-i Millettir.

Müdafaa-i Cumhuriyet’tir.

BİZİM ANAYASAMIZ BUDUR!

HİÇ KİMSE DEĞİŞTİREMEYECEKTİR!

BİZ, ONU BIRAKIN DEĞİŞTİRENİ,

DEĞİŞTİRMEYİ TEKLİF EDENİ

TARİHTEN SİLERİZ!

—///—

Bilsinler ki,

Gasp edilen hakkımızı söke söke geri kazanacağız!

Emeğin karşılığını alacağız.

Adaletin zengine ayrı, fakire ayrı

İktidara ayrı, muhalefete ayrı işlemediği

O dürüst düzeni yeniden kuracağız.

Evlatlarımızın yurt dışına değil,

Vatanımızın aydınlık ufkuna baktığı

O kutlu geleceği inşa edeceğiz.

Cumhuriyetimizi geri alacağız.

“Zulmün topu var, güllesi var, kal’ası var
Hakkın da bükülmez kolu, dönmez yüzü var
Göz yumma güneşten, ne kadar nûru kararsa,
Sönmez ebedî, her gecenin bir gündüzü var!”

—//—

Biz, Gazi Mustafa Kemal’in canıyla, kanıyla kurup,

Bize bıraktığı emaneti müdafaa ediyoruz!

Üniter devleti, milletin bölünmez bütünlüğünü müdafaa ediyoruz!

Biz, vatanı müdafaa ediyoruz.

Biz, birinci vazifemizi yapıyoruz!

İşte tam da bunun için,

Sahte kavgaları, suni krizleri bir kenara bırakıp,

“Bütünleşik Muhalefet” diyoruz.

Çünkü artık küçük hesapların,

Şahsi çekişmelerin,

“Ben mi olayım, sen mi ol” tartışmasının vakti değildir.

Mesele bu düzenden kurtulma meselesidir.

Tek adamlığı terk edip, cumhuriyetimizi yeniden kazanma meselesidir.

Demokrasimize sahip çıkmak, milletin egemenliğini yeniden hakim kılmak meselesidir.

Vakit içimizdeki iyiliğin vaktidir.

Vakit, iyilerin vaktidir.

Vakit, vatan vaktidir.

“Peki, o vakit ne zamandır?” diye soruyorsanız,

İşte söylüyorum:

Ya şimdi, ya hiçbir zamandır!

Ayrışmayacağız, bölünmeyeceğiz,

Yılmayacağız, yıkılmayacağız!

Tek yürek olup,

İhanete, haksızlığa, hukuksuzluğa “dur” diyeceğiz.

Bir arada, birlikte, hep beraber yapacağız.

Gizli odalarda değil; mahfillerde, masalarda, localarda değil!

İşte burada olduğu gibi, meydanlarda buluşarak,

Sarsılmaz ilkeleri sahiplenerek,

Milletin iradesini sandıkta birleştireceğiz!

Mührü önce kalplere, önce zihinlere, sonra da tarihe vuracağız.

Türkiye’nin her köşesinde, her sokağında, her hanesinde aynı kararlılıkla

Omuz omuza verip haykıracağız!

YETER ARTIK, YETTİ ARTIK,

SÖZ DE KARAR DA MİLLETİNDİR!

—//—

Biz milli iradenin,

Biz bu kutsal birliğin neferleriyiz.

Biz, Türk milletinin sahipsiz olmadığını haykıranlarız.

Biz, kula kulluk edilmesin diye mücadele edenleriz.

Bu Meydanı Şereflendiren Büyük Türk Milleti!

Bugün burada attığımız her adım,

Bu büyük yürüyüşün, bu tarihi şahlanışın ilk adımıdır!

DÜŞÜN PEŞİME, DÜŞÜN!

Korku duvarlarını yıkmak, prangaları parçalamak için!

ADALET, HÜRRİYET,

EŞİTLİK VE KARDEŞLİK İÇİN!

DÜŞÜN PEŞİME!

Kimsesizlerin kimsesi olan, o yüce çınarı yeniden yeşertmek için!

BÜYÜK TÜRKİYE CUMHURİYET İÇİN DÜŞÜN PEŞİME!

Bu topraklarda bölünme hayali kuran hainlerin

Heveslerini kursaklarında bırakmak için!

ÜNİTER DEVLETİ AYAKTA TUTMAK VE YAŞATMAK İÇİN

DÜŞÜN PEŞİME!

Bizi birbirimize düşman etmek isteyen alçaklara inat!

MİLLETİN BİRLİĞİ

VATANIN BÖLÜNMEZLİĞİ

GÖNDERDE DALGALANAN BAYRAĞIN ŞEREFİ İÇİN DÜŞÜN PEŞİME!

Hakkını ararken suçlanan,

Ses çıkardığı için susturulan,

Baş eğmediği için sindirilenler için,

Yılmayan, eğilmeyen, bayrağına daha sıkı sarılan

Dürüst insanımızın onurunu geri almak için!

MİLLET İÇİN DÜŞÜN PEŞİME!

Şimdi soruyorum size.

Öyle bir cevap verin ki, 6 kilometre ötedeki saray duvarları titresin.

-Bu mukaddes emaneti, koltuk heveslilerin insafına mı bırakacağız?

-Evlatlarımızın geleceğini, kirli pazarlıklara kurban mı vereceğiz?

-200 yıllık demokrasi mücadelemizi,

Bir kişinin ömür boyu başkanlık hevesine mi boğduracağız?

-Komşusu açken tok yatanlardan mı olacağız?

-Cumhuriyet düşmanlarına boyun mu eğeceğiz?

-Saraydaki sultana, siyasetteki butlana sessiz mi kalacağız?

-Türk’e kefen biçmeye kalkışanlara eyvallah mı edeceğiz?

ELBETTE HAYIR!

ELBETTE HAYIR!

ELBETTE HAYIR!

O HALDE LAFI DAHA FAZLA UZATMAYA HİÇ GEREK YOK.

TANDOĞAN KARARINI VERMİŞTİR!

ANKARA SÖZÜNÜ SÖYLEMİŞTİR!

TÜRKİYE HÜKMÜNÜ İLAN ETMİŞTİR!

HAKSIZLIĞA, HUKUKSUZLUĞA, ADALETSİZLİĞE, GAFLETE VE İHANETE KARŞI BAYRAK AÇIYORUM DÜŞÜN PEŞİME!

SON BULSUN TESLİMİYET! YIKILSIN ZİLLET!

YAŞASIN CUMHURİYET! YAŞASIN MİLLET!

Hepinizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum

Dervişoğlu'na Yaz
×
Dervişoğlu'na Yaz
*Numaranızı Yazmanız Zorunludur